Makale Kategorileri

Etkinlik - Paylaşım

  • etkinlik-tanitim

    Şirketinize katkıları olan faaliyetler, kutlamalar vb. alanlardaki etkinliklerinizi ve etkinlik resimlerinizi siz gönderin biz yayınlayalım. Giriş

ilgili makaleler

PDF Yazdır e-Posta
Metin Tahran tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 17 Temmuz 2010 12:04

SSK günü eksik olanlar dikkat!

 

Resul KURT

Geçmiş yıllardaki gün boşluklarının primlerinin sonradan ödenerek doldurulması mümkün olmadığından sigortasız geçen günleri olanların bu açıklamaları dikkatle okuması gerekiyor.

Okurumuz Cihangir Fındık “1971 doğumluyum. Sigorta girişim 1986, fakat prim ödemeye 1990 yılında başlayarak görünüyor. Bu dört senelik eksikliğin emeklilik şartlarımı da negatif olarak etkilediğini öğrenmiş bulunuyorum. Geriye dönük olarak hizmet tespit davası açabilir miyim? Veya başkaca bir çözümü var mı?” diyor. Bu aslında bir çok kişiyi yakından ilgilendiren bir sorun.

SSK’lı olmasına ve işe giriş bildirgesinin verilmesine rağmen prim günleri görünmeyen kişiler için dört aylık dönem bordrosunun verilmemesi, SSK numarasının yazılmaması veya yanlış yazılması, bordro mutabakatsızlığı gibi nedenlerle SSK gün sayısı görünmeyebilir.

Bunun için öncelikle bu durumda olanların ilgili SGK müdürlüğüne başvurması ve gün sayısının neden görünmediğini tespit ettirmesi gereklidir. Müdürlükte gün sayısının idari aşamada/dosyalardan tespiti mümkünse bunun tespiti yapılacak ve hizmetlerine sayılacaktır.

Eğer, işe girişiniz verilmiş ancak bildirgeleri verilmemişse bu durumda hizmet tespit davası açılabilecektir. Normalde 5 yıllık zaman aşımı olmakla birlikte işe giriş bildirgesi verilmiş olup, prim belgeleri verilmeyenlerin başvurusu kabul edilmektedir.

Burada çalıştığınızı kanıtlayıcı belge, bilgi ve tanık ifadeleri ile eksik günlerinizi (veya en azından işe giriş bildirgenizdeki işe başlama tarihi itibariyle 1 günlük hizmetinizi) mahkeme kararıyla tespit ettirebilirsiniz.

***

Emeklilik için 50 yaşını doldurmalısınız
Okurumuz Selman Bali, “01.11.1986 tarihinde ilk defa çalışmaya başladım. 3212 SSK gün sayım var. Ne zaman emekli olurum?” diye soruyor.

Değerli okurumuz, 50 yaşını ve 5375 gün sayısını doldurduğunuzda SSK’dan emekli olabileceksiniz. SSK gün sayınız emeklilik için yeterli, ancak ayrıca 50 yaşınızı da tamamlamanız gereklidir.

***

Gün sayınızı tamamlamaya çalışın
Okurumuz İmam Topuz, “01.11.1986 tarihinde ilk defa çalışmaya başladım. Toplam 3212 SSK gün sayım var. Ne zaman emekli olurum?” diye soruyor.

Değerli okurumuz, 49 yaşını ve 5300 gün sayısını doldurduğunuzda SSK’dan emekli olabileceksiniz. 3212 olan gün sayınız emeklilik için yeterli olmayıp, bundan sonraki çalışma sürelerinizde gün sayılarınızı doldurmaya dikkat edin. Eğer ilerde emekli olacağınız tarihte gün sayınız yeterli gelmezse askerlik borçlanması da yapabilirsiniz.

***

Çıraklık sigortası emekliliği etkiler mi?
Okurumuz Ali Gümüş, “20.06.1969 doğumluyum. 01.07.1982 yılında sigorta başlangıcım var, internetten baktığımda 2016 yılında emekli görünüyorum. Fakat siz geçen gün TV programınızda çıraklık sigortası emekliliğe sayılmaz dediniz. Ben ne zaman emekli olabilirim?” diye soruyor.

Çıraklık döneminde eğer çıraklık okuluna devam ettiyseniz, bu dönemde emeklilikle ilgili primler ödenmediği için sigorta başlangıç tarihi sayılmaz ve emekliliğe etkisi olmaz. Eğer, çırak adı altında normal işçiler gibi sigorta priminiz ödenmiş ise hem emeklilik için sigorta başlangıç tarihi olarak kabul edilir, hem de prim gün sayısı hesaplamalarda dikkate alınır. Eğer SGK gün dökümlerinizde 1982 yılındaki günlerinizi görebiliyorsanız sizin çırak olarak değil, normal sigortalılar gibi primleriniz ödenmiştir. Yani, çırak adı altında küçük işçi olarak çalışmış iseniz 1982 yılındaki günleriniz emeklilikte dikkate alınır.

Son Güncelleme: Cumartesi, 17 Temmuz 2010 12:13
 
PDF Yazdır e-Posta
özer tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 17 Temmuz 2010 11:49

Fabrika müdürü



Büyük Amerikan imalat fabrikalarindan birinin yönetim kurulu üyeleri 

kâr ve zarar hesaplarini incelerken, fabrika müdürünün ayligina takilmislar 

ve bu ücretin yüksek oldugunu düsünmüsler. 

Içlerinden iki kisi seçerek fabrika müdürü denen bu adamin neler yaptigini 

bir görmelerini ve ondan sonra bu konuda karar verilmesini kabul etmisler.

Iki kisilik heyet bir sabah sessizce fabrikaya gitmis ve fabrika müdürünün 

odasina girmis. Gördükleri manzara su olmus: Fabrika müdürü elinde kahve 

fincani,agzinda purosu, etrafa halka dumanlar yaymakla mesgul. 

Masanin üstünde ne bir dosya, ne bir kagit hiç bir sey yok.

Bir müddet kendisi ile oradan buradan konusan heyet üyeleri bu müddet 

zarfinda müdürün hiç bir isle mesgul olmadigini ve yalniz bir kaç basit telefon 

konusmasi yaptigini görmüsler.

Heyet aldigi intibadan memnun Idare Meclisine fabrika müdürü denilen zatin 

yaninda bulunduklari üç küsür saat zarfinda hemen hemen hiçbir seyle mesgul 

olmadigini ve bu bakimdan böyle basit bir is için verilen yillik 100.000 dolardan 

en asagi üçte iki nispetinde bir tasarruf saglanabilecegini söylemis. 

Tabii fabrika müdürü bu indirmeye razi olmamis, isten ayrilmis.

Yeni maasla çalismayi kabul eden bir çok istekli arasinda bir zat yeni fabrika 

müdürü tayin edilmis. Üç aydan sonra idare meclisine gelen imalat istatistiklerinde 

az, fakat dikkati çekecek kadar bir düsme baslamis, fabrika müdürü yenidir, 

tabii bu kadar acemilik olur demisler.

Altinci ayin sonunda üretim ve kar istatistik egrisi bir hayli düsmüs. 

Hatali üretim miktari ise artmis

Eski heyet azalari yeni fabrika müdürünü odasinda ziyaret etmisler. 

Adamcagiz kan-ter içinde, bir elinde telefon, öteki eli evrak imzalamakla mesgul, 

basiyla gelenlere oturmalarini isaret etmis. Gelen giden o kadar çok ki, adamla 

dogru dürüst konusmaya bile imkan olmamis. Fakat heyetin kanaati su olmus; 

böyle canla basla çalisan bir adam basta oldugu müddetçe islerin düzelmemesi 

için hiçbir sebep yoktur, biraz daha bekleyelim.

Sene sonu gelmis, her zaman kâr eden fabrikanin bilançosu zararla kapaninca 

idare meclisi azalari birbirine girmisler ve isi yeniden incelemege baska bir heyeti 

memur etmisler. Yeni heyet, müdürün odasina degil, fabrikaya gitmis ve is basinda 

bekleyen insanlar görmüs, sebebini sormus aldiklari cevap su: Hususi bir döküme
baslayacagiz, fabrika müdürü ben gelmeden baslamayin dedi, biz de bekliyoruz, 

her halde elektrik atölyesinden bir türlü ayrilmaya vakti olmadi.

O sirada gözleri, yasli bir ustabasina ilismis, adami söyle bir kenara çekmisler ve 

fabrikanin eskiye nazaran daha fena çalismasinin sebeplerini sormuslar. 

Yasli ustabasi içini bosaltmak ihtiyacini uzun zamandir hissetmis olacak ki:

-Baylar demis, eski müdürümüz teferruatla ugrasmaz, ileriye ait planlar yapar, 

isi bize birakir, biz de normal zamanlarda onu rahat birakirdik. 

Ani, içinden çikamayacagimiz olaganüstü bir problemle karsilastigimiz zaman 

ancak ona basvururduk ve o zaman da bilirdik ki, o bizim bu sorunumuzu çözecek.

O hakiki fabrika müdürü idi. Güler yüzlü idi,purosunu içer, bizle sakalasir, 

fakat hepimiz için düsünürdü. Simdiki müdür de çok dürüst, iyi niyet sahibi, 

hatta çok daha çaliskan bir adam.
Fakat o hiçbirimize inanmiyor, her isin kendisi tarafindan görülmesini istiyor. 

Yani o, bizim yerimize ustabasilik yapiyor, tabii biz de amele çavusu mertebesine 

düsüyoruz, haydi neyse buna da aldirmayalim, ama fabrika müdürlügü bos kaliyor. 

Elinde purosu,ileriyi görmege çalisan, tedbir alan, düsünen adamin yerinde kimse yok.

Eski fabrika müdürünü tekrar oraya getirmek isteyen idare meclisi, bir senelik aci 

tecrübesinden sonra 100.000 yerine 150.000 dolarla onu ancak gelmeye razi etmis.

* Bu olay; Nüvit Osmay'in "Insan Mühendisligi" kitabindan alinmistir.

Yöneticilik güç bir sanattir. Öyle bir sanat ki, eseri gözle görülmez ve ölçülmesi de 

ancak mukayeselerle vesenelerin tecrübeleriyle biraz mümkün olabilir. 

Onlari ,yalnizca zaman ve o müessesenin çalisanlari degerlendirebilir. 

Onun için günlük takdir bekleyenlerden bu sanatin sanatçisi çikmaz.

Çagdas Yönetici;
*Astlarina deger veren, onlara güvenen, yetki aktarandir.
*Astlarinca güvenilendir.
*Gereksiz ayrintiya girmeyendir. 
*Düsünen, planlayan, hedef koyan ve çalisanlarini o hedefe yönlendirendir. 

*Isini ve isyerini sevendir. 

*Astlarinin isini sevmesini saglayandir. 

*Çalisanlarina bir takim olduklari ruhunu verebilendir, takim çalismasi yapabilendir.

Son Güncelleme: Cumartesi, 17 Temmuz 2010 12:21
 
PDF Yazdır e-Posta
Metin Tahran tarafından yazıldı.   
Salı, 25 Mayıs 2010 11:29

Resmi tatilde çalışana zamlı ücret ödenir


Çalışan okurlarımızın mayıs ayında resmi tatillerde çalışılması halinde ücretin nasıl hesaplanacağına ilişkin çok sorusu gelince, okurlarımızın sorularına toplu cevap vermek gerekti.

Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmamasına rağmen işçiler ücretlerini tam olarak alırlar. Bu ay çalışanlar açısından önemli bir ay. Bu kapsama giren 2 gün var.

Ulusal Bayram ve Genel Tatil Günleri, 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunla belirlenmiştir. Buna göre ulusal bayramlar ve genel tatiller aşağıdaki gibi olacaktır;

* YILBAŞI GÜNÜ: (1 Gün)

* 1 MAYIS EMEK VE DAYANIŞMA GÜNÜ: (1 Gün)

* ULUSAL BAYRAM

* 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı (28 Ekim günü 13.00’da başlar): (1,5 gün)

* GENEL TATİL GÜNLERİ

* Resmi Bayramlar

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı: (1 gün)

19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı: (1 gün)

30 Ağustos Zafer Bayramı: (1 gün)

* Dini Bayramlar
Ramazan Bayramı (arefe günü 13.00’da başlar): (3.5 gün)

Kurban Bayramı (arefe günü 13.00’da başlar): (4.5 gün)

tatil kabul edilmektedir.

29 Ekimde özel işyerlerinin kapanması zorunludur. Mahiyetleri itibariyle sürekli görev yapması gereken kuruluşların özel kanunlarındaki hükümler saklıdır.

Ancak, 29 Ekim günü özel işyerlerinin kapatılması gerekirken buna uymamanın müeyyidesi kanunda gösterilmemiştir. Yargıtay’da kanunsuz suç ve ceza olmaz prensibinden hareketle buna ilişkin davaları reddetmiştir.

***
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü
5892 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 22/4/2009 tarihinde TBMM’de kabul edildi ve 27 Nisan 2009 Tarih ve 27212 Sayılı Resmî Gazetede yayınlandı.

5892 sayılı kanunun Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla birlikte artık bundan böyle 1 Mayıs günü Emek ve Dayanışma Günü de resmi tatiller arasına alınmıştır.

***
Mayısta ilave 2 günlük ücret var
İş Kanunu’na göre, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde işyerlerinde çalışılıp çalışılmayacağı toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmeleri ile kararlaştırılabilecektir. Sözleşmelerde hüküm bulunmaması halinde söz konusu günlerde çalışılması için işçinin onayı gereklidir. Toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmelerine hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatillerde işçilere tanınan haklara, ücretli izinlere ve yüzde usulü ile çalışan işçilerin bu Kanunla tanınan haklarına aykırı hükümler konulamaz.

Bu hususlarda işçilere daha elverişli hak ve menfaatler sağlayan kanun, toplu iş sözleşmesi, iş sözleşmesi veya gelenekten doğan kazanılmış haklar saklıdır.

4857 Sayılı Kanun kapsamına giren işyerlerinde çalışan işçilere, kanunlarda ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışmazlarsa, bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücretleri tam olarak, tatil yapmayarak çalışırlarsa ayrıca çalışılan her gün için ilave bir günlük ücreti ödenecektir. Örneğin mayıs ayında hem 1 Mayıs, hem de 19 Mayıs’ta çalışan işçiye ilave iki günlük ücret ödenmelidir.

Özellikle güvenlik, sağlık gibi sürekli çalışma olan işyerlerinin bu uygulamalara dikkat etmesi gerekiyor. İş müfettişi denetimlerinde veya işçilerle yaşanan sorunların mahkeme intikali halinde sorunlar yaşanabilecektir

Resul KURT

Son Güncelleme: Salı, 25 Mayıs 2010 11:31
 
PDF Yazdır e-Posta
Metin Tahran tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 22 Mart 2010 17:09

Yüksek emekli maaşı için ne yapmalı?

Zaman zaman okurlarımız emekli maaşının yüksek olması için ne   yapmaları gerektiğini soruyor.

Emekli maaşının hesaplanmasında aylık ortalama kazanç ile aylık bağlama oranının çarpımı esas alınmaktadır.

Bu nedenle yüksek emekli maaşında hem ödenen SGK matrahlarının yüksek olması, hem de prim gün sayısının fazlalığı önem taşımaktadır.

Üç döneme bakılır

Emekli maaşı hesaplanmasında üç ayrı dönem vardır;

* Birinci dönem 1990-1999 dönemi

* İkinci dönem 1.1.2000 ile 30.09.2008 dönemi

* Üçüncü dönem 1.10.2008 tarihinden sonraki dönemler olarak belirtilebilir.

Her üç dönemin gerek aylık ortalama kazanç ve gerekse de aylık bağlama oranlarının hesabı farklılık göstermektedir.

Dolayısıyla bugün için geçmiş yıllarda düşük ödenen prim matrahlarının artırılması mümkün olmadığına göre, en azından bundan sonraki yıllarda yüksek prim ödenmesi emekli aylıklarını bir miktar artıracaktır. Son birkaç yılın yüksek ödenmesi emekli aylığını büyük oranda yükseltmez.

***

Askerlik borçlanmasıyla emeklilik

01-04-1987 işe giriş, 1984'te askerlik yaptım ve 2010 ocak ayına kadar çalıştım. Gün sayım 7.200 olup ne zaman emekli olabilirim? Mustafa Erol

Değerli okurum, askerden sonra ilk defa sigortalı olmanız dolayısıyla sigorta başlangıç tarihiniz askerlik süresi kadar geriye gidecektir. Bu durumda 49 yaşını, 25 yıl sigortalılık süresini ve 5300 gün prim sayısını tamamlayarak SSK'lı (4/a) olarak emekli olabilirsiniz. Prim gün sayısını tamamlamışsınız ancak 49 yaşınızı ve 25 yıl sigortalılık süresini de tamamlamanız gerekir.

***

Yaşlıların emekliliği

Annem 01.05.1954 doğumlu. 1971 sigorta girişli ve 800 gün ödenen primi mevcut. En kısa zamanda kendisini nasıl emekli yapabiliriz? Mert Aydın

Değerli okurumuz, annenizin 1971 tarihinde ilk defa çalışmaya başlamış olmasından dolayı 50 yaşını, 15 yıl sigortalılık süresi ve 3.600 gün sayısını doldurmak suretiyle emekli olabilecektir. Bu durumda gün sayısını 3.600 güne tamamlayarak (ayrıca son 3,5 yıl SSK'lı olarak çalışması koşuluyla) kısmi aylık bağlanabilecektir.

***

Vefat eden işçinin kıdem tazminatı

Okurumuz Veli Çaylıkoca,  "Kardeşim 30 Aralık 2009’da vefat etti. Çalıştığı işyerinden eylül ayında emekli oldu. Aynı iş yerinde çalışacağından emekli tazminatı almadı. SSK tazminatı olarak 7.000 TL alabilirsin almak istiyor musun diye sorunca o da hayır demiş. Şimdi vefat ettiği için bu tazminatı alabilir mi?" diye soruyor.

Her ne kadar ölüm halinde kıdem tazminatı alınması mümkünse de, kardeşinizin daha önce emeklilik nedeniyle almadığı kıdem tazminatı hakkı da zayi olmuş değildir. Kıdem tazminatında 10 yıllık bir zaman aşımı vardır. Dolayısıyla emekli olduğu tarihte almadığı kıdem tazminatının veraset ilamındaki hisseleri oranında mirasçılarına ödenmesi gerekir. İşverene başvurmanızı tavsiye ederiz.

 

Resul Kurt

Son Güncelleme: Çarşamba, 31 Mart 2010 18:39