Etkinlik - Paylaşım

  • etkinlik-tanitim

    Şirketinize katkıları olan faaliyetler, kutlamalar vb. alanlardaki etkinliklerinizi ve etkinlik resimlerinizi siz gönderin biz yayınlayalım. Giriş

ilgili makaleler

e-Posta
IK Haberleri
Pazartesi, 29 Mart 2010 21:15

en-iyi-7-sirket-arastirmasi

En İyi 7 Şirket Araştırması

Hewitt’in Türkiye’de bu yıl ikincisini düzenlediği Best Employers (En İyi İşyerleri) araştırmasında ilk 5’e 7 şirket girdi. CEVA Lojistik ve The Ritz Carlton İstanbul birinci, DHL Express Türkiye ikinci, Intendis İlaç ve Microsoft Türkiye üçüncü, Johnson Wax dördüncü ve Cisco Systems beşinci oldu. 43 şirketin katıldığı araştırmada en iyi 7 şirkette çalışan bağlılık oranı yüzde 89 çıktı. Bağlılığı en çok artıran etkenler kariyer olanakları, takdir, insana verilen değer ve ücret olarak  bulundu. Sonuçlar 2007 yapılan ilk araştırma ile büyük benzerlikler gösteriyor. 2007’de de bağlılık oranı yüzde 89 çıkmış, çalışanların bağlılığını etkileyen faktörler de benzer şekilde sıralanmıştı.

Global İK danışmanlık şirketi Hewitt tarafından Amerika’da 15 yıldır, Orta ve Doğu Avrupa’da 10 yıldır yapılan Best Employers (En İyi İşyerleri) Araştırması Türkiye’de ikinci kez yapıldı. 43 şirketten 15 bin çalışanla anket ve ’focus grup’ teknikleri kullanılarak yapılan araştırmada bu yıl ilk 5 sırayı 7 şirket paylaştı. Hürriyet Medya Towers’da yapılan ödül töreninde, CEVA Lojistik ve The Ritz Carlton İstanbul birincilik, DHL Express Türkiye ikincilik, Intendis İlaç ve Microsoft Türkiye üçüncülük, Johnson Wax dördüncülük ve Cisco Systems beşincilik ödülünü aldı. İlk 5’ye giren şirketlerin en büyük ortak özelliği "hedeflerinin olması". En iyilerin hepsinin bir hedefi var ve bu hedefleri aşağı, çalışanlara doğru indirgeyebiliyorlar. Hatta bu hedeflerin belirlenmesine bir şekilde çalışanların da katkısını sağlıyorlar. Çalışanların fikrini almak, onlarla paylaşmak için toplantılar düzenliyorlar. En iyiler, bilgilendirme, şirketin finansal bilgilerini ve hedeflerini paylaşma konusunda şeffaf. Aynı şekilde müşteriyi memnun etme bilinci de bu şirketlerde yerleşmiş. Müşteriyi memnun etmenin en iyi yolunun çalışanı memnun etmekten geçtiğini kavrayan en iyiler, çalışanlarına müşteri kadar değerli olduklarını hissettiriyor. Bir sorunla karşılaşan çalışan, bu özgüvenle, inisiyatif kullanabiliyor.

Genel müdürle yemek yiyoruz

En iyilerde üst yönetiminin şahsi ilgisi çalışanların bağlılığını artıran özelliklerinden. Örneğin bu şirketlerden birinin genel müdürünün Diyarbakır’da terör olayları yaşandığında oradakileri arayıp nasıl olduklarını sorması buna bir örnek. Diğer bir çalışanın focus gruplar sırasında söylediği "Eski işyerimde genel müdürü hiç görmemiştim, bu şirkette genel müdürle birlikte yemek yiyorum" şeklindeki cümlesi de bağlılığın nedenini açıklıyor. En iyi işyerlerinde üst yönetim de daha fazla ve hızlı karar verme ve uygulama yetkisine sahip. İnsan kaynakları departmanları ise bu şirkette gerçekten stratejik bir ortak olarak, çalışanı anlayan, onlarla beraber çalışan bir departman olarak gözüküyor. En iyi işyerleri ücret, takdir ve çalışanların fikrinin dikkate alınmasında diğer şirketlere oranla çok daha üst sıralarda yer alıyorlar.

Bağlılık oranı yüzde 89

İlk 7 şirkette çalışan bağlılık oranı yüzde 89 çıktı. Bağlılığı etkileyen unsurların başında, sırasıyla, kariyer olanakları, takdir, insana verilen değer ve ücret geliyor. Ücret bağlılığı artıran bir etken olarak ilk sıralarda yer almıyor. Araştırma bulgularına göre, eğer bir şirketin ücretleri piyasaya göre "makul seviyede" ise ücret artırarak bağlılığı artıramıyorsunuz. Ama ücret geriye gittiğinde bağlılık da olumsuz şekilde etkileniyor. Eğer performansı ücrete yansıtıyorsanız bu etki daha da güçlü oluyor.

Diğer ülkelerle kıyaslandığında Türkiye’de bağlılığın daha yüksek olduğu görülüyor. Araştırmanın sonuçlarını yorumlayan Hewitt Türkiye Yönetici Ortağı Cengiz Gürleyik, "Doğuya gittikçe bağlılık yükseliyor. Bizim daha duygusal olmamız, beklentilerin daha düşük olması bağlılığı daha kolaylaştırıyor. O nedenle Türkiye’de bağlılık daha yüksek. Aynı şekilde coğrafi olarak dağılmış bir şirketi düşünün, İstanbul merkezdeki memnuniyet veya bağlılık diğer şehirlerdeki teşkilatına göre daha düşük çıkar."

Ülkenin gidişatından ümitsiziz

Araştırmada 80 sorunun 70’ini tüm ülkelerdeki standart, 10’unu ülkelere özel sorular oluşturuyor. Bu yıl Türkiye’ye özel sorularda emeklilik ve ülke ekonomisine ilişkin sorular yer aldı. Araştırma için cevaplar temmuz-eylül aylarında (yani krizin Türkiye’yi teğet geçtiğinin söylendiği günlerde) toplantı. Buna rağmen "Türkiye ekonomisinin her geçen gün iyiye gittiğini düşünüyorum" sorusuna 15 bin kişinin sadece yüzde 19’u "evet" cevabı verdi. Diğer taraftan "şirketimizin geleceğinin daha iyi olacağını düşünüyorum" diyenlerin oranı ise yüzde 63 oldu. Bu araştırmaya katılanların, çalıştıkları şirkete güvendiğini, ülke ekonomisi kötüye giderken, şirketlerinin iyi gideceğine inandığını gösteriyor.

Araştırmanın Türkiye’ye özel bölümünde, emeklilikle ilgili sorular ön plandaydı. Araştırmada "Emeklilik sonrası geçim için kaygı duymuyorum" diyenlerin oranı sadece yüzde 29’da kaldı. Bu da gösteriyor ki Türkiye’de çalışanlar emeklilik kaygısı yaşıyor. "Şirketimin SSK’nın dışında bana bir emeklilik programı sağlaması beni motive eder/ederdi" sorusuna evet diyenlerin oranı yüzde 78. Araştırmaya katılanlar, çalıştıkları dönemde sağlık harcamalarından çok kaygı duymuyor, çünkü araştırmaya katılan çoğu şirket çalışanlara özel sigorta desteği veriyor. Ama emeklilik sonrası bu tip harcamalarından ciddi kaygı duyuluyor. Yine araştırmaya katılanların yüzde 83’ü "bu tür yan haklar benim ücretim kadar önemlidir" diyor.

Enflasyon döneminde hakim olar "ben parama bakarım" mantığı da yok oluyor. Çalışanların yüzde 83’ü bu tür yan hakların ücret kadar önemli olduğunu söylüyor. Ortaya çıkan bir diğer önemli nokta da ücretin performansa göre değişmesinin tercih edilmesi oldu. "Sabit bir ücret almaktansa şirketimden aldığım toplam ücretin performansıma göre değişmesini tercih ederim/ederdim" diyenlerin oranı yüzde 55 çıktı. Yani sabit ücretten performansa göre değişen ücrete doğru bir eğilim var.

Kendimizi başarılı görüyoruz

Hem en iyi 7 şirketteki, hem araştırmaya katılan diğer şirketlerdeki çalışanlar, kendilerini çok başarılı görüyor. "Yaptığım işte başarılı olduğumu hissediyorum" diyenlerin oranı ilk 7 şirkette yüzde 94, tüm şirketlerin ortalamasında yüzde 88. Çalışanlar iş ve özel yaşam dengesinde de iyi olduklarını düşünüyorlar. Ama üst yönetim çalışanlarının daha çok çalıştığını, dolayısıyla iş ve özel yaşam dengesini sağlayamadıklarını düşünüyor. Kim bilir belki de çalışanlar mesaiye kalmayı doğal bir şey olarak görüyorlar.

En iyiler işçi çıkarmıyor, krizi iletişimle aşıyor

Türkiye’nin En İyi İşyerleri araştırması sonuçlarının açıklanmasının ardından, en iyi 7 şirketin genel müdürleri ve insan kaynakları yöneticileri Hürriyet Medya Towers’daki ödül töreni sırasında düzenlenen, "En İyi İşyerleri Krizde de Farklı" konulu panelde krize karşı aldıkları tedbirleri anlattılar. En iyi 7 şirketten hiçbirinin gündeminde işten çıkarma yok; onlar kriz tedbirlerini çalışanlarıyla birlikte alıp, onları tüm süreçlere dahil ediyorlar. Krizde iletişimin ve çalışanlara yetki vermenin önemini biliyorlar. En iyiler çalışan bağlılığını nasıl sağladıklarını ve krizde nasıl bir politika izlediklerini anlattılar.

Ritz Carlton, İstanbul İK Direktörü Neş’e Tanyolaç: Türkiye’de krizler eksik olmuyor, biz krizde de çalışanlarımızla birlikte karar veriyoruz. Bizce işi yapan önlem almayı da en iyi bilendir. Örneğin odalar ve çamaşırhane bölümü biraraya gelip çamaşırhanenin 2 saat daha az çalışmasına karar verdi, bu sayede enerji tasarrufu sağlandı, işler de aksamadı. İşi yapana o sorumluluğu verdiğinizde hem bağlılık artıyor hem de işin sürdürülebilirliği artıyor. Krizde işten çıkarma yapmayacağız, alınacak tedbirlere birlikte karar vereceğiz.

CEVA Lojistik İK Direktörü Nihat Çukurkaya: Krizde çalışanlarla birlikte karar alıyoruz. Çalışanların görüşlerini alıyoruz. Krizi görmemize rağmen Varan Kargo’yu satın almamız, çalışanların şirketin geleceğine inanmasını sağladı, onları motive etti. En önemli şey motivasyon.

DHL Express Türkiye/Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Türkiye Bölge Koord. Michel Akavi: Bu Aralık ayına bakıldığında son 20 yıla göre gerideyiz. Gönderilerde yüzde 10 düşme olacağını öngörüyoruz ve bütçeleri de ona göre yeniliyoruz. Krizden önce tedbir almak çok önemli. Mesela gereğinden fazla adam almamak gibi. Önlem almayan şirketler daha kötü yakalanıyor. Devamlı rakamlara bakmak lazım. İşten çıkarma son çare olmalı. Kárdan fedakarlık yapmalı. Yukarıyı bilgilendirmeli, yukarıya hayır diyebilmeli. Biz masrafları keserek krizi atlatmaya çalışıyoruz. Önce çalışanlara verdiğimiz masaj hizmetini, sonra yakınlardaki bir alışveriş merkezine giden servisimizi kestik. Bir şirkette eğer işten çıkarmaya gidilecekse önce emekli olacaklara bakılmalı. Ya da yurtdışında outplacement (işe yerleştirme) yapılabilir mi diye bakılmalı.

Microsoft Türkiye İK Direktörü Belgin Ertam: Kriz hepimizi kapsıyor. Bu dönemde çalışanlara senin yanındayım, arkandayım mesajını vermeye çalışıyoruz. Bunun için duvarsız hayat diye bir yapı oluşturduk. Tüm ofislerdeki, taşıyıcı duvarlar hariç, tüm duvarları kaldırdık, genel müdür dahil herkes birbirini görüyor. Krizde farklı düşünmek lazım. Esnek çalışma ciddi maliyet tasarrufu sağlıyor. Teknoloji de aynı şekilde. Önceden başka bir ülkede yapılacak toplantı için o ülkeye gitmek gerekirdi, şimdi teknolojiyi kullanarak bulunduğunuz yerden farklı ülkelerden kişilerle aynı anda toplantı yapabiliyoruz.

Intendis İlaç Genel Müdürü Şinasi Yörük: Biz tüm ekiplerle workshoplar yaptık, bu şirkette neleri azaltalım diye sorduk. Çalışanların ücretinden, yan haklarından vs kesmedik, pazarlamadan kestik. Şirkette tüm duvarları yok ettik, herşey cam, herkes birbirinin yaptığını görebiliyor. Ben onlar için varım, 4 yıldır sekreterim bile yok.

Johnson Wax İK Müdürü Azra Bütün: Birçok kriz geçirdi Türkiye, hiçbir krizde çalışanlarla yollarımızı ayırmadık. Kriz döneminde çalışanların ilk aklına gelen soru "Ben ne olacağım?" oluyor. Onları bir ay önce bir araya topladık, kimseyi işten çıkarmayacağımızı söyledik. Bağlılığı artırıcı farklı uygulamalarımız var, örneğin kár payı dağıtıyoruz, herkes hak elde ediyor. Cumaları da öğleden sonra çalışmıyoruz.

Cisco Systems Genel Müdürü Taner Akdemir: 2001’de Türkiye, krizi kötü hissetmiş bir ülke. Biz 4 ay önce kriz yaklaşırken satış ekibi ile toplantılar yaptık, bazı tedbirler aldık ve 2 ay önce de bu tedbirleri uygulamaya geçtik. İşten çıkarma olmayacağını net bir şekilde açıkladık. Panik yapmadık, yapmayacağız da.

Araştırma nasıl yapıldı

Araştırmada katılımcılara 70’i standart, 10’u ülkelere özel olmak üzere 80 soru soruluyor. Üst yönetimin ve çalışanların soruları farklı. İK’dan ise İK süreçlerini anlatan bir form doldurmaları isteniyor. Bu 3 yerden alınan bilgilerin uyumuna ve bağlılık skoruna bakılarak en iyi işyerleri seçiliyor. İlki geçen yıl yapılan yarışmada ilk 5’te The Ritz-Carlton İstanbul, Schering Plough, DHL Express Türkiye, Microsoft Türkiye ve Er-Bakır yer aldı. Bu yıl Orta ve Doğu Avrupa Bölgesi’nde Türkiye ile birlikte Avusturya, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Polonya, Slovakya, Slovenya, Macaristan, Romanya, Hırvatistan, Rusya, Ukrayna da yarışacak. Bölgedeki 12 ülkede araştırmaya 591 şirketten 120 bin çalışan katılıyor. Tüm bölgenin sonuçları 2009 Mayıs-Haziran aylarında açıklanacak.

 

www.yenibiris.com sitesinden alınmıştır.

Son Güncelleme: Pazartesi, 29 Mart 2010 21:40